Ülkü Ocakları
  • Instagram
  • YouTube
ÜLKÜ OCAKLARI DERGİSİ 2026 EYLÜL SAYISI ÇIKTI!
    Ülkü Ocakları Dergimizin 271. sayısı, “Türkiye Cumhuriyeti” temasıyla okuyucularımızla buluşuyor. Ülkü Ocakları Dergimizin Eylül 2026 sayısını tüm İl ve İlçe Ocaklarımızdan temin edebilirsiniz. Keyifli okumalar diliyoruz.    ...
LGS TÜRKİYE BİRİNCİSİ EYMEN AYAZ, ÜLKÜ OCAKLARI GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN AHMET YİĞİT YILDIRIM'I ZİYARET ETTİ
LGS Türkiye Birincisi Eymen Ayaz, Ülkü Ocakları Genel Başkanımız Sayın Ahmet Yiğit Yıldırım'ı ziyaret etti. Üstün başarısından dolayı tebrik ediyor, eğitim hayatında nice başarılara imza atmasını diliyoruz. ...
ÜLKÜ OCAKLARI GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN AHMET YİĞİT YILDIRIM, POZANTI BELEDİYE BAŞKANI SAYIN ALİ AVAN VE ÜLKÜDAŞLARIMIZ İLE DOĞA YÜRÜYÜŞÜ GERÇEKLEŞTİRDİ
Ülkü Ocakları Genel Başkanımız Sayın Ahmet Yiğit Yıldırım, Pozantı Belediye Başkanı Sayın Ali Avan ve ülküdaşlarımız ile birlikte Pozantı’da doğa yürüyüşü gerçekleştirdi. ...
ÜLKÜ OCAKLARI GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN AHMET YİĞİT YILDIRIM, ÜLKÜ OCAKLARI POZANTI İLÇE BAŞKANLIĞI'NIN DÜZENLEDİĞİ ZAFER ŞÖLENİ'NE KATILDI
Ülkü Ocakları Genel Başkanımız Sayın Ahmet Yiğit Yıldırım, Ülkü Ocakları Pozantı İlçe Başkanlığımızın düzenlediği 6 Eylül Zafer Şöleni programında gençlerimiz ve dava arkadaşlarımızla bir araya geldi. ...
ÜLKÜ OCAKLARI GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN AHMET YİĞİT YILDIRIM, NİŞANTAŞI ÜNİVERSİTESİ'NDE İHA-1 SINIFI PİLOT EĞİTİMİNE KATILDI
Ülkü Ocakları Genel Başkanımız Sayın Ahmet Yiğit Yıldırım, TeknOcak kapsamında geliştirilecek olan drone pilotluğu çalışmalarına hazırlık amacıyla Nişantaşı Üniversitesi’nde İHA-1 sınıfı pilot eğitimine katılarak eğitimi tamamladı. Ev sahiplikleri ve katkıları dolayısıyla Nişantaşı Üniversitesi’nin kıymetli eğitimcilerine ve Nişantaşı Eğitim Vakfı Başkanı, MHP Mersin Milletvekilimiz Sayın Levent Uysal’a teşekkür ediyoruz. ...
Tüm Haberlere Git
ATATÜRK’ten
ATATÜRK’ten

Mazinin kararsız, çürümüş zihniyeti ölmüştür. Bütün dünya bilmelidir ki, Türk milleti hakkını, haysiyetini, şerefini tanıtmaya kadirdir. Türk vatanının bir karış toprağı için bütün millet bir vücut olarak ayağa kalkar?

BAŞBUĞ'dan
BAŞBUĞ'dan

Bati memleketleri maddi ilerleme sağladı, ama insanlığa huzur getiremedi. Doğu ise geriledi ve sefalet ile cehaletin bataklığına saplandı. Madde ile manayı birleştiren, her ikisini de kucaklayan yeni görüş ise Milliyetçi Hareket Partisinin sunduğu 9 Işık görüşüdür.

LİDER’den
LİDER’den

Dava adamı inanç ve iman adamıdır. Dava adamı ilke ve ülkü abidesidir. Dava adamı samimiyet ve dürüstlük anıtıdır. Hep ülkücü yaşadık, hep ülkücü kaldık, Allah nasip ve kısmet ederse de ülkücü olarak hayata gözlerimizi yumacağız.

Genel Başkan’dan
Genel Başkan’dan

Yüce Türk milletinin şanlı tarihinden ve mücadelesinden ilham alarak; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde; Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in yolunda ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin emrinde; Ülkücü Türk Gençliğine yakışır bir duruş ve olgunlukla milletimizin her bir gencine ulaşmayı planlıyoruz.

KONUŞMALAR

Liderimiz Sayın Devlet BAHÇELİ’nin yapmış oldukları yazılı basın açıklaması

Türkiye yıllara sari birikmiş sorunlarını çöze çöze, tecrübeyle, akılla daha iyiye, daha müreffeh bir yarına ulaşma gayesiyle hareket etmektedir.

Yakın tarihimize bakıldığında terör, uygulanan ekonomik yaptırımlar, 15 Temmuz hain kalkışması, asrın felaketi 6 Şubat Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremler, ABD-İsrail İran savaşı, Ukrayna Rusya Savaşı, Suriye de yaşanan iç çatışmalar, diğer jeopolitik riskler ve göç, ayrıca yaşanan demokrasi dışı müdahaleler gibi Türkiye hasımlarıyla yapılan işbirlikleri sonucu ülkemizin sokulmak istendiği cendere nedeniyle ülkemiz; önemli ekonomik maliyetlerle karşı karşıya kalmıştır.

40 yılı aşkın süredir mücadele edilen PKK terörünün Türkiye ekonomisine hesaplanabilir yaklaşık asgari maliyeti, Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 2,3 trilyon dolardır. (TASAV çalışması 1984-2024, 2 trilyon170 milyar dolardır.)

Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin asgari maliyeti 110 milyar doları aşmıştır.

ABD/İsrail-İran savaşı; Hazine ve Maliye Bakanlığı açıklamalarına göre piyasa müdahaleleri ve rezerv etkisi, enflasyon etkisi, enerji ve akaryakıt maliyetleri, dış ticaret ve turizm riskleri ile finansal piyasalara olan etkileriyle Türkiye ekonomisine önemli bir maliyet yüklemiştir.

Küresel petrol arzında yaşanan kesintiler geçmiş dönemlerdeki benzer şoklardan daha büyük olmuştur. Petrol fiyatlarının piyasalarda yüksek seviyelerde fiyatlanmasının doğrudan ve dolaylı etkileri nedeniyle enflasyon hedefleri sapma göstermiştir.

Savaş, yalnızca enerji piyasalarını değil, gübreden çip üretiminde kullanılan ham maddelere kadar birçok stratejik ürünü etkilemiş, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar finansal koşulları sıkılaştırmış, dış ticaret dengesini olumsuz etkilemiştir.

Kuşkusuz Türkiye jeopolitik açıdan zorlu bir bölgededir ve savaşların yarattığı belirsizlikler önemli bir risk oluşturmuştur. Yukarıda vurguladığım; ülkemizi kalkınması yolunda sekteye uğratan bu gelişmeler aynı zamanda da ekonomik istikrarı engellemiş, sürdürülebilir bir düzen oluşmasına mani olmuştur.

Küresel ölçekte yaşanan krizlerin faturası kırılganlığın yüksek olması nedeniyle ülkemiz üzerine daha fazla hissedilmiştir.

Türkiye pandemi sürecini Dünyada gıpta edilecek bir düzen içinde hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeden yürütmüştür.

Uluslararası ekonomik yaptırımlar ticaretimizi, uygulanan ekonomik ve sosyal politikaları olumsuz etkilemiştir.

15 Temmuz’da ülkemiz işgal edilmek istenirken, ekonomimizin de çökeceği umulmuştur.

Türkiye tüm bu olumsuz tabloya rağmen bugün milli gelirini 1,7 trilyan dolara, kişi başına düşen milli gelirini 18 bin dolara çıkarmayı başaran, güçlü bir ekonomidir.

Düşük işsizlik seviyesine, yüksek ihracat kapasitesine, sürdürülebilir cari açığa, borç yönetimi ve bütçe dengesine sahiptir.

Bankacılık ve sermaye piyasaları güvenli ve istikrarlıdır.

Tabi ki toplum kesimlerinin, emeklimizden çiftçimize, esnafımızdan çalışanımıza sorunlarımız vardır ve bunların süratle giderilmesi gerekmektedir.

Cumhur İttifakı olarak küresel rekabette yerimizi almaya çalışırken Türkiye, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldığı bir arınma sürecinden de geçmektedir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile başlayan yolsuzluk, rüşvet ve ahlaksızlıklar skandalı halka halka ülkemizin birçok yerindeki belediyelere uzanmıştır.

Son iki yıl içerisinde çok sayıda belediye hakkında rüşvet, irtikâp, ihaleye fesat karıştırma ve örgütlü yolsuzluk iddialarıyla soruşturmalar yürütülmektedir.

Dava süreçleri devam etmekte olsa da soruşturmalara konu olan iddialar, ifadeler ve kamuoyuna yansıyan açıklamalar, olayların boyutunun büyük olduğunu ve ciddi biçimde ele alınmasını gerektirecek bir tabloyu ortaya koymaktadır.

Esasen belediyeler, siyasi bir iktidar alanı olmaktan önce kamusal bir emanettir ve buraları yönetenlerin bu yasal ve ahlaki sorumluluğu içselleştirerek görevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir.

İhale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren bir problem olmanın yanında ahlak ve yönetişim problemidir.

Bununla birlikte bu tarihi yolsuzluk skandalının mali tablosunu da kamuoyumuz merak etmektedir.

Yargı kararlarıyla, Sayıştay ve ilgili denetim kurumlarının tespitleriyle birlikte kamu zararının açıkça ortaya konulması, yolsuzlukların faturasının kamuoyunda paylaşılması, maşeri vicdanın rahatlatılması bakımından kaçınılmazdır.

Yolsuzluklarla uğranılan kamu zararı geri alınarak emeklimize, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımıza verilmeli, onların refahı için harcanmalıdır.

Diğer yandan son günlerde yaşanan Fon soruşturması kapsamındaki gelişmeler dar kapsamlı bir grubun kanunları ihlalle piyasayı maniple ettiği yönündedir. Devlet kurumları ve yetkili kişilerin açıklamalarından duruma vaziyet edildiği, suç işleyenlerin tespit, mağdur olanların da mağduriyetlerinin giderilmesi için yol haritasının belirlendiği, uygulamaya başlandığı anlaşılmaktadır.

Türkiye ekonomisinin istikrarı finansal istikrardan geçmektedir. Finans sistemi güven üzerine kuruludur. Vatandaşlarımız, özellikle küçük yatırımcılar, parasını bankaya veya sermaye piyasası araçlarına yatırırken bir finansal ürüne yatırım yapmakla birlikte finansal sisteme, bu sistemi sevk ve idare eden ve denetleyen kurumsal yapıya da duyduğu güveni ifade etmektedir.

Bu nedenle finansal piyasalarda yaşanan bir manipülasyon iddiasının zararı yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı değildir. Güven kaybı, piyasaların tamamına, ilgili kurumlara ve bütünüyle ekonomiye olabilmektedir.

Vatandaşlarımızın yüksek enflasyon ortamında, çalışarak elde ettikleri tasarruflarının satın alma gücünü korumak arzusundadır. Bunu güvence altına alabilecek etkin bir mekanizmanın bulunup bulunmadığını sorgulaması, meseleyi ekonomik olmaktan çıkarak bir sistem ve yönetim sorununa, aynı zamanda toplumsal güven meselesine taşıyacaktır.

Finansal piyasalarda meşru yollarla vatandaşlarımızın tasarruflarını değerlendirmek istemesi doğaldır. Bazı yatırımcıların risk alması da kendi takdirleridir.

Burada esas olan söz konusu fonların idaresi sırasında finansal sistemi ve ekonomiyi istikrarsızlaştırma aynı zamanda da bilgi sızdırmak suretiyle piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma gibi kanunsuzlukların olup olmadığıdır.

Kuşkusuz fon piyasası tasarruf sahiplerinin getiri aradığı bir alan olması yanında bütünüyle ekonomi piyasalarının güven ve istikrarını da yakından etkilemektedir.

Esasen Türkiye’de yaşanan sorunun kurallardan çok uygulamadan kaynaklanmakta olduğu anlaşılmakta, gözetim ve denetimdeki eksiklik, aksaklık ve yetersizlikler meselenin temelinde yer almaktadır.

Bu nedenle yatırımcının güven duyacağı bir finansal sistemi tesis edecek ve sürekli kılacak hukuki, idari ve yapısal tedbirler alınmalıdır.

Dikkatinizi çekmek isterim: kamuoyuna yansıyan itiraflar belediyelerde isteme ve çökme yoluyla, cebren açık bir yolsuzluk ve rüşvet çarkının söz konusu olduğunu göstermektedir.

Fon piyasasındaki olaylar ise yapılan maniplasyonlar saklı olmak üzere isteğe bağlı bir tasarruftur.

Burada yolsuzlukları yarıştırmaya, yahut birini masumlaştırmaya çalışmıyorum.

Bir gerçeğe dikkat çekerek, adı yeni zihniyeti eski olan siyasilere, toplumu istismar etmeye, farklı bir yere yönlendirmeye bu yolla da belediyelerinizde yapılan hukuksuzlukların üstünü örtmeye çalışmayın, bu hikayeye kimseyi inandıramazsınız demek istiyorum.

Türkiye, Cumhur ittifakı birlikteliğinde her sorunun üstesinden gelmeye, her fitneyi boğmaya, her ihaneti bozmaya ve Türkiye hasımlarının oyunlarını boşa çıkarmaya muktedirdir.

Çağrımız, siyasetin önemli meselelere, iktidar gitsin de ülke de yanarsa yansın anlayışıyla yaklaşmamasıdır.

Her siyasi partinin Türkiye partisi olması, herşeyden önce Türkiye demesidir.

Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır.

Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir.

Bu yönüyle yapısal sorun ağlarının bütüncül biçimde irdelenmesi ve bunların kalıcı çözümlerle ortadan kaldırılması iradesinin gösterilmesidir.

Adaleti, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin temeli olarak görüyoruz. Tarafsız ve bağımsız yargı ilkesinin tam anlamıyla vücut bulacağı etkin bir hukuk sistemi ile güçlü bir kurumsal kapasitenin oluşturulmasının hayati önem taşıdığına inanıyoruz.

Bunu mümkün kılacak düzenlemeler kadar uygulamaların da tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleriyle uyumlu ve güven verici olması sağlanmalıdır.

Devlet idaresini milletimizin bir emaneti olarak gören Milliyetçi Hareket Partisi, yolsuzluklara, rüşvete, yağmacılığa ve kayırmacılığa meydan vermemeyi; bu suçları işleyenlerin de hukuk kuralları çerçevesinde en ağır şekilde cezalandırılmasını millî bir vazife olarak görmektedir.

Cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur.

Devlet mülküne tasallut edenin adaletle terbiyesi ise devlet ahlakındadır.

Elbette insanın düştüğü çukur, kendi iradesinin tezahürüdür.

Bu iradeyi, bir değere, inanca, fikre ve zümreye bağlamak, sorunun tespitini güçleştireceği gibi yanlış teşhis üzerinden tedaviyi de işlevsiz kılabilecektir.

İnsan ve toplum zihniyetini belirleyen unsurların, iktisadî düşünce ve yaşayışı belirlediğini dolayısıyla zihniyet ile iktisadî düzen ve yaşayış arasında güçlü bir bağ olduğunu söyleyen merhum Prof. Dr. Sabri Ülgener; nerede ve hangi yüzyılda olursa olsun, iktisadî yaşayışın, yalnız dış verilerin bir araya gelişinden ibaret madde dünyası olmadığını, bütün o yığınların altında ve gerisinde kendine has tavır ve davranışları ile insan gerçeğinin yattığını söyler.

Ülgener, zihniyet ile iktisadî düzen ve yaşayış arasındaki ilişkiyi, insanı nesneleştiren ve edilgen hale getiren maddeci dünya görüşünden sıyırarak ahlak merkezli olarak tanımlar.

Adalet ve ahlak halkasını birbirine bağlayan ve birbiriyle açıklayan örgü zihniyet dünyasının, kültür ve medeniyet birikiminin izdüşümünü teşkil etmektedir.

Ahlak, hayır olanla istikamet üzere olmak; şer getirecek her türlü fikir ve fiilden kaçınmaktır.

Ancak hayırda birbirleriyle yarışan insanlar kadar; toplumda kötülüğü ve karanlığı yarıştıranlar da vardır ve bundan sonra da olacaktır.

Bizim gayemiz, güçlü bir ahlak zemininde birey, toplum ve siyaset sacayağı oluşturmak; devletin sütunlarını bu zeminden inşa etmek, adalet çatısını bu sütunlar üzerine yerleştirmektir.

Ahlaki temelleri çürük olan devletin adalet çatısı da çökmüş olacaktır.

Nitekim Kınalızade Ali Efendi’nin “Daire-yi Adliyesinde” vurguladığı üzere; “Adalet, dünyada huzurun ve kurtuluşun temelidir. Dünya bir bağ ise, duvarı devlettir.”

Devletin ahlakını oluşturan adalet ise her bir insanın hakkının teminat altına alınması ve gözetilmesidir.

Zira Devletin düzen ve işleyişi hukuka bağlıdır.

Türkiye’nin millî yükseliş iradesiyle büyük bir siyasi kararlılığın ortaya konulduğu; ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, savunma sanayisi gibi birçok alanda dünyada önemli ilerlemeler kaydettiği, aynı zamanda “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedefleri doğrultusunda atılan adımların sonuç verdiği bir dönemde, oluşan huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik girişimler kabul edilemezdir.

Yaşananlar bir yönüyle ahlak, adalet ve güven zaafına yol açarken; diğer yandan gayrihukuki ve gayriahlaki olayların toplumun bütününe, devlet organlarının tamamına ve kurumların işleyişindeki genel duruma teşmil edilerek yönetilemeyen bir ülke imajı yaratılmasının hedeflendiği ve bu doğrultuda sosyal hareketlenmenin umulduğu dikkat çekmektedir.

Bütün bu gelişmeler birbirinden bağımsız adli ve siyasi olaylar olarak değerlendirilebilse de daha köklü ve yapısal sorunlarla birlikte ele alınmalıdır.

O sebeple her nerede ve kiminle ilgili olursa olsun; yolsuzluk, usulsüzlük, kamu malının istismarı, kuralların ihlali ve benzeri bir suç varsa, hukuk çerçevesinde suçun niteliğine, suç isnadının yöneltildiği kişinin kimliğine ve kişiliğine bakılmaksızın üzerine gidilmelidir.

Bu anlayış çerçevesinde; ahlak, adalet, liyakat, hakkaniyet ve hesap verebilirlik çerçevesinde “temiz siyaset, temiz yönetim ve müreffeh toplum” hedefinin somut bir zihniyet ve ahlaki reform programına dönüştürülmesi sağlanmalıdır.

Projelerimiz
Üniversitende TeknOcak Teknoloji Kulübüne Katıl
ODAK2053 Yeni Nesil Dijital Eğitim ve Gelişim Platformu
18-19 Mayıs’ta Türk Gençliği TeknOcak Buluşması
18-19 Mayıs Teknoloji ve İnovasyon Festivali - TeknOcak
"Türk Dünyasından Masallar" Kitabımız
OCAKTABUL - Bilgi Paylaştıkça Çoğalır

VİDEOLAR | OCAK TV

ÜLKÜ OCAKLARI EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI | VİDEOLARA GÖZ AT

ÜLKÜ OCAKLARI DERGİSİ

Yeni sayıyı incele, önceki sayılara göz at

TÜRK BÜYÜKLERİ OKUMA SERİSİ

Türk Milletinin geleceğinin teminatı evlatlarımız için hazırladığımız Türk Büyükleri Okuma Serisi'nin tüm çizgi animasyonlarını sunuyoruz.

HABERLER & DUYURULAR

Yükleniyor...